Sanat Köşesi: Adem'in Yaradılışı
- Eren Kaya

- 14 Nis 2024
- 2 dakikada okunur
Adem’in Yaratılışı
Hoşş gell dii niiizzz. Bu hafta sanat köşesinde artık neredeyse her yerde görmeye başladığımız Adem’in yaratılışı ya da sosyal medyada bilinen ismiyle Tanrı’nın Eli (Yok yok Maradona değil bu çok başka) var.
O dönem Sistinye Şapeli Eski Ahitteki yaradılış hikayesinin öğretisi olarak tasarlanıştır. Şapelde Nuh tufanı Adem’in Yaradılışı ve Adem ve Havva’nın Cennet’ten kovulması yer alır.
Michelangelo tarafından Sistinye Şapeli tavanı için yapılan bu eser dönemine göre tanrı betimlemesiyle oldukça cesur ve özgün. O dönemde tanrı kavramı her ne kadar şatafatlı kıyafetler içindeki devasa figürler olarak yansıtılsa da bu eserdeki tanrı sade kıyafetler içindeki yaşlı ama güçlü bir adam şeklinde. Böyle insani ve sade çizilmesinin iki nedeni vardır. İlk nedeni tanrının insanı kendi suretinde yarattığı inancıdır. İkinci nedeni ise tanrının kulundan çok da uzak olmadığını izleyenlere hatırlatmaktır.
Resim çapraz bir çizgiyle ikiye ayrılırsa sağ taraf Cennet ve cennete güçsüz bir şekilde yatan Adem'i tasvir ederken, sol tarafta Tanrı ve melekleri bulunur. Tanrının etrafında taşıdığı melekler muallaktır. Hemen şimdi Tanrı'nın sağ kolunun altına bakın. Gördüğünüz kadının tasviri yaratılmış ancak henüz yeryüzüne gönderilmemiş Havva olduğu düşünülürken br yandan da yanındaki çocuk sebebiyle bu kadının Bakire Meryem ve çocuğun da İsa olduğu da söylenir. Adem'in kendini güçsüzlükle taşıması ve elini son bir çırpınışla bitkince Tanrı'ya uzatma çabası bize henüz hayat verilmemiş olduğunu anlatırken, diğer taraftan Tanrı'nın sert ve kasılmış eli ayrıca bilgeliğini temsil eden beyazlanmış saç ve sakallarına rağmen kaslı, güçlü ve canlı bedeninin Adem'e dokunmak üzere uzanmış olduğu görülür.
Resim insanlığın yaradılışı ve kurtuluşu arasındaki köprüyü temsil eder. Adem’i Tanrı yaratır ve bir dokunuşuyla ona ihtiyacı olan her şeyi vermek üzeredir. Onun düşeceğini bilir ve yanındaki oğlu bebek İsa tarafından kurtarılacağını çoktan tasarlamıştır, oğlunu yanında getirerek şimdiden insanlığı kurtarması için onu hazırlamaktadır.
Yukarıda dedik ama birbirlerine dokunmak üzereler mi yoksa ayrılıyorlar mı oldukça şüpheli. Kimi sanat eleştirmenleri Adem’in yorgun ve güçsüz duruşuna dayanarak tanrının dokunarak hayat vermek üzere olduğunu, kimileri ise yüzündeki huzur ifadesi nedeniyle yeni ayrıldıklarını söylemekte.
Resmi asıl ilgi çekici yapan ise ellerin birbirine değmemesi, Değdikleri o sahne gözlerinizde canlanıyor ama değmiyor. Bu da oldukça sinir bozucu olduğu için tabloya tekrar tekrar bakma ihtiyacı hissediyorsunuz. Parmakların arasındaki kıvılcım yaşamın ilahi gücünü simgelerken bir başka yorumda ise Rönesans ve reform hareketleri sonrası insanın tanrıdan uzaklaştığını anlattığını söyler.
Bu kült eser de bu kadar dostlarım. Umarım faydalı olmuştur. Sonraki yazıda görüşünceye kadar hoşça kalın lütfen. Seviliyorsunuz!
Yorumlar