Sanat Köşesi: Korkunç İvan Oğlunu Öldürüyor
- Eren Kaya

- 14 Nis 2024
- 3 dakikada okunur
Hoş gel din, Bu köşemizdeki tablomuz herhalde yazarken en çok zorlandığım tablo bu güne kadar. Hem hikayesi hem görüntüsü insanı bayağı etkileyen hatta ve hatta tetikleyen bir tablo, Repin’in başyapıtı: Korkunç İvan Oğlunu Öldürüyor.
Bu tablonun hikayesini anlamak için önce Korkunç İvan kim omu bilmek lazım. Bir göz atalım kendisine.
İvan Vasiliyeviç ya da 4. İvan ilk Rus Çarı’dır. Soylu bir ailenin üyesi olarak doğan İvan 3 yaşında babasının suikast sonucu öldürülmesiyle Moskova Prensi olur ancak tabii küçük yaş sebebiyle devlet işlerini annesi Elena yönetir. Suikast girişimleri kendisi üzerinden devam eden İvan 7 yaşında annesini de suikast sonucu kaybetmesi sonrası ciddi davranış bozuklukları göstermeye başladı.
Kendisine ve kardeşine bakan akrabalarının ona sürekli nefret kusması sonucu davranış bozuklukları daha da artan İvan 13 yaşındayken gücünü tanımamakla suçladığı bazı beyleri av köpeklerinin önüne atarak öldürdü. 17 yaşında tüm Rusya’nın Çarı olan İvan kısa bir süre sonra Anastasia ile evlendi.
Sık sık kafasını taşlara vurarak ağladığı için alnında büyükçe bir yara izi bulunan İvan, sık sık paronayaklaşarak eşini manastıra kilitliyordu. Eşinin zehirlenerek öldürülmesi sonrası ise akli dengesini tamamen yitirdi.
Diğer yandan harika bir savaş propagandacısı ve yazar olan İvan günümüz dünya klasikleri yazarları olan Dostoyevski ve Puşkin gibi önemli yazarları etkilemiştir.
Livonia savaşında yenilmesinin ardından davranış bozuklukları ve öfke nöbetleri giderek artan İvan artık tamamen kendini kaybetmiş duruma gelmişti.
Bir gün gelininin odasına aniden dalan İvan kadını açık giyinmiş halde görünce öfkelenir ve hamile olan kadını dövmeye başlar. Eşinin yardım çığlıklarına koşan oğlu babasını uzaklaştırır. Ertesi gün eşinin düşük yaptığını öğrenen oğlu babasına “Çocuğumu öldürdün” diyerek çıkışır. Oğlunu itaatsizlikle suçlayan İvan bu konuşmanın hemen ardından oğluyla bir savaş konusunda fikir ayrılığına düşmesi üzerine hiddetlenerek elindeki demir sopayı oğlunun şakağına geçirir. Yarı baygın ve kanlar içinde babasının kollarına düşen oğlunu görünce ne yaptığının farkına varan İvan “Kahrolayım oğlumu öldürdüm! oğlumu öldürdüm!” diye bağırmaya başlar. Bir anlığına kendine gelen oğlu ise babasına “Sadık bir oğul ve sade bir kul olarak ölüyorum” der ve ardından tekrar bilincini kaybeder.
İvan her ne kadar uzun süre gece gündüz oğlu için dua etse de yarası iltihap kapan oğlu birkaç gün sonra ölür. Bu ölümün etkisinden çıkamayan İvan tamamen kendi iç kabuğuna çekilir ama ömrünün sonuna kadar da gaddar tavırlarını devam ettirir ve yaşamının sonunda adını tarihe “Korkunç İvan” olarak yazdırır.
Yahu Eren hâlâ İvan’ın hayatında mıyız deme geliyorum şimdi tabloyaaa
Repin, aslında bu tablonun ilk taslaklarını çizerken bir şiddet sahnesi olarak betimlemiş tabloyu. Tablonun ilk eskizlerinde etraf kırık ve dağınık eşyalarla doluydu ve İvan’ın oğluna tam vurmakta olduğu sahne resmedilmişti.
Tablonun son hâlinde ise sahne saraydaki bir odada geçmektedir. Arkadaki devrilmiş eşyalar ve yerdeki kıvrılmış halı sahne öncesinde bir kavga olduğunu bize göstermektedir. Merkezde, oğlunun kanlı kafasını kollarında tutan, kanı eliyle bastırarak durdurmaya çalışan İvan ve Babasının kollarında yarı baygın yatan oğlu yer almaktadır. Oğul elini babasının koluna yaslayarak babasına seni affediyorum mesajı verirken suratında ölümün verdiği huzur ifadesi ve yanağındaki bir damla gözyaşı, İvan’ın suratındaki korku, dehşet, endişe ve pişmanlık duygularıyla zıtlık oluşturmaktadır.
Tabloya genel olarak kırmızı ve kan rengi hâkim olmakla beraber pek çok kesimden şiddet içeriği sebebiyle tepki görmüştür.
Tamamlandığı 1885 yılında Rus Ortodoks Kilisesi’nin başı tabloya sinirlenmesi üzerine saraydaki nüfuzunu kullanarak tablonun sergilenmesini engelletmiştir. Rus monarşisine bir saldırı olarak görülen tablo bu gelime sonrası Çarlık Rusyasında sansürlenen ilk tablo olmuştur.
İlerleyen yıllarda tabloya olan tepkilerin azalmasıyla tablo Tretyekov Galerisinde sergilenmeye başlanmış, İlya Repin ise bir Rus sanat dehası olarak kabul görmüştür, Tablonun onun başyapıtı kabul edildiğini zaten yukarıda söylemiştik.
1913 yılında bir adam “KAN, NEDEN BU KADAR ÇOK KAN?!” diye bağırarak tabloya saldırmış, baba ve oğlunun yüzlerini 3 bıçak darbesiyle kesmiştir. Akli dengesi yerinde olmadığı tespit edilen saldırgan akıl hastanesine kaldırılmıştır. Saldırının üzerine tabloyu restore etmek için bizzat gelen Repin’in tabloyu tam olarak aynı şekilde düzeltememesi üzerine restorasyonu Igor Graban tamamladı. O dönemim müze müdürünün tabloyu yeterince iyi koruyamadığı gerekçesiyle istifa etmesi üzerine Igor Graban müzenin yeni müdürü olmuştur.
Günümüzde hâlâ Moskova’daki Tretyekov Galerisinde sergilenmekte olan eser, bir rus milliyetçisi tarafından tekrar saldırıya uğraması üzerine restorasyon için kaldırılmış fakat henüz restore edilmemiştir.
Bu yazımız da bu kadar olsun, umarım beğenmişsinizdir dostlarım.
Ben Eren Kaya ve sonraki yazılarda görüşene dek sanatla kalınız efendim. Görüşmek üzere
Yorumlar