Toksik Verimlilik
- Eren Kaya

- 14 Nis 2024
- 3 dakikada okunur
Hooşş gelll diii niizzz. Bugün biraz “toksik verimlilik” hakkında konuşacağız.
Verimlilik aslında herkesin peşinde koştuğu bir kavram modern dünyada. Uykumuzdan, yeme ve içmemizden kısarak daha çok çalışmaya zorluyoruz kendimizi. Peki neden? Aslında çok farklı sebepleri var. Modern dünyanın hızına yetişmeye çalışmak, daha fazla para kazanmak istemek, belki de çocukluğundan bu yana yalnızca çalıştığında ya da başardığında sevgi gördüğü için kendini tüketecek çok çalışarak içindeki çocuğu rahatlatma isteği. Bunların hepsi toksik verimlilik dediğimiz kavramın bazı sebepleri. Peki ya Eren ben nerden anlayacağım toksik derecede verimli olup olmadığımı? Gel madde madde bakalım:
1- Temel ihtiyaçlarından ödün vererek kendini çalışmaya zorlamak
2- Dinlendiğin zaman suçluluk duymak
3- Gerçek dışı az uyku beklentisi
4-Sürekli yeterince verimli olamadığını düşünerek kendini kıyaslama ve bunun sonucunda mutsuz olma
5- Tükenmişlik sendromu belirtileri göstermek (Çok yakında yazısı gelecek meraklanmayın)
Ne dersin var mı sende de bu maddelerden? Varsa konuşmaya devam edelim yoksa da devam edelim gerçi belki birilerine ya da gelecekteki kendine yardımcı olur bu konuşmalar :)
Toksik verimliliğin asıl sebebi rekabetçi kültür aslında, bu kültürün en büyük tetikleyicisi de tabii ki eğitim sistemi. Çocukluğumuzdan beri at gibi onu bunu geçmeye çalışarak büyüdük doğal değil mi sence de yetişkinliğimizde de en verimli en başarılı en çalışkan olmak istememiz?
Doğal.
Ama instagramdaki sahte hayatlarla kendi verimliliğimizi kıyaslayarak nereye kadar gidebilirsiniz ki?
Kimse oraya dinlenme gününü, soru bankasını fırlatıp ağladığı anı ya de evinin en dağınık hâlini atmıyor. Orada herkes mükemmel. Hatta hemen şu an girsene kendi profiline, sen de mükemmelsin orada. Söyle bakayım kaç tane ağlayan, kaç tane yatıp tembellik yapan fotoğrafın/storyin var. Hepsinde çalışıyorsun hepsinde gülümsüyorsun ama içinde öyle değil durumlar.
Bana bak ya da, gelmiş bu blogda sana verimliliği arttırman için tavsiye veriyorum ama iki gündür yataktan bile çıkmadım nerdeyse. Kısa bu aranın ardından dönüyorum bilgisayarımın başına.
Öyleyse başkalarının profiline neden kanasın ki?
Önce şunu bi kavrayalım: Ne sen birisin ne de birisi sen.
Eren ne demek bu kafam karıştı benim? Karışmasın efenim hemen açıklayayım.
Ne başkası senin yeteneklerine sahip ne sen başkasının
Ne başkası senin ilgilerine sahip ne sen başkasının
Ne başkası senin imkanlarına sahip ne sen başkasının
Böyle bir durumda senin başkalarıyla kendini kıyaslaman bir balıkla yüzme yeteneğini kıyaslaman gibi bir şey. Balık da senin gibi yürüyemez aslına bakınca ama instagram yüzünden sen göremiyorsun bunu. Hâl böyleyken başarının tanımını çok iyi yüzmek olarak belirlemek ve balıklar için de maymunlar için de filler, zürafalar, aslanlar, kuşlar, penguenler için de aynı başarı tanımını kullanmak ne kadar mantıklı? Bunun cevabını lütfen yorumlarda sen ver.
Aslında eğitim sisteminin bize öğrettiği bir şey başarı tanımını ortak çizmek.
“HERKES MATEMATİK YAPMAK ZORUNDA”
Ama ben matematik yapamasam da harika felsefe yapıyorum
“MATEMATİK YAPACAKSIN YOKSA GERİEKALI SAYARIM SENİ”
Bunlar eğitim sisteminin cümleleri değil mi? siz söyleyin.
Örneklerden de anlayacağın gibi önce kendimize ait “öznel” verimlilik tanımımızı oluşturmalıyız. ve bu tanım uzun vadeli olmalı. Her gün 10 sayfa kitap okumak bir verimlilik tanımı değil ama yıl sonunda 10 kitap bitirmek bir verimlilik tanımı mesela.
Ve burada da ikinci maddemize geçiyoruz: Her günün aynı olmayacağını kabullenmelisin. Bir gün aşırı mükemmel geçerken diğer gün yataktan kalkmaya dahi güç bulamayabilirsin. Bunları hissetmen gayet doğal sen bi insansın. Önemli olan uzun vadede duraklama ve tökezlemeler olsa da sürekli ilerlemiş olman. Bu yüzden mesela beni verimlilik anlayışım yılda 183 gün (yani 365/2’nin yukarıya yuvarlanmış hâli) aktif olmak. Unutma ki her nefes alarak uyandığın gün yeni bir şans. Zincirler elbette kırılebilir ama önemli olan yıl sonunda zinciri ne kadar uzattığın değil kaç hallka eklediğin. Yahu insanlığın başından beri temel iç güdümüz ve hayatta kalmamız için mecburi olan yemek yeme işini bile yapamıyoruz bazı günler. Durum böyleyken senin sırf bi gün 20 sayfa okuyamadın diye kendine bu kadar yüklenmen ne kadar mantıklı?
Son madde: Lütfen insan olduğunu kabullen. Ciddiyim bak. Ben bir insanım diye hatırlat kendine mesela, bazen öylece hiç bir şey yapmadan tavan seyretmeye ihtiyacın olabilir YAP. Uykuya, dinlenmeye, rahatlamaya yemek yemeye su içmeye olduğu kadar ihtiyacın var. Neden bununla savaşasın ki? Hayır 20 gün su içmeyeceğim diye inatlaşıyor musun kendinle? Videolar görürsün mesela: “Nasıl günde 56 saat kesintisiz masanın başından kalkmadan çalışıyorum?” Abi siz manyak mısınız ya? Bu özenilecek bir şey değil ki. Lütfen dinlenin, lütfen ara verin ve kendinize sırf bazı aptal insanların size ettiği makineleşme kültürünün bir parçası olacaksınız diye acı çektirmeyin
Çünkü insanı makineden ayıran yegane şey dinlenmektir
Sonraki yazıda görüşmek üzere dostum, seninle gurur duyduğumu unutma
-Eren :)
Yorumlar