Sanat Köşesi: Son Akşam Yemeği
- Eren Kaya

- 4 Tem 2024
- 3 dakikada okunur
Hoşşş gell dii nizzzz. Bu hafta yine her yerde görebileceğiniz ve hakkında bir şeyler bilmenin genel kültür açısından size çoook şey katacağı bir tablo inceleyeceğiz. Leonardo da Vinci’nin Mona Lisa’dan sonraki en ünlü ve en büyük eseri: son akşam yemeği
Santa Maria delle Granie Manastırı’nın duvarlarından birine yeni bir teknik denemesiyle 1498 yılında çizilmiş olan tablo İsa’nın çarmıha gelinmeden önce 12 havarisiyle yediği son yemeği tasvir eder. İsa’nın bir havarisinin ona ihanet edeceğini dramatik anın sergilendiği eserde bu şok edici olayın etkisiyle sahneye kaos hakimdir. Matta’nın 26:17-28’inden alınan eserde eseri daha iyi anlayabilmek için önce bu bölümü okumalıyız. Ne diyor bu bölüm:
Mayasız Ekmek Bayramı’nın ilk günü öğrenciler İsa’nın yanına gelerek, “Fısıh yemeğini yemen için nerede hazırlık yapmamızı istersin?” diye sordular. İsa onlara, “Kente varıp o adamın evine gidin” dedi. “Ona şöyle deyin: ‘Öğretmen diyor ki, zamanım yaklaştı. Fısıh Bayramı’nı, öğrencilerimle birlikte senin evinde kutlayacağım.’ ” Öğrenciler, İsa’nın buyruğunu yerine getirerek Fısıh yemeği için hazırlık yaptılar.
Akşam olunca İsa on iki öğrencisiyle yemeğe oturdu. Yemek yerlerken, “Size doğrusunu söyleyeyim, sizden biri bana ihanet edecek” dedi. Bu söz onları kedere boğdu. Teker teker, “Ya Rab, beni demek istemedin ya?” diye sormaya başladılar. O da, “Bana ihanet edecek olan” dedi, “Elindeki ekmeği benimle birlikte sahana batırandır. İnsanoğlu, kendisi için yazılmış olduğu gibi gidiyor, ama İnsanoğlu’na ihanet edenin vay haline! O adam hiç doğmamış olsaydı, kendisi için daha iyi olurdu.” O’na ihanet edecek olan Yahuda, “Rabbî, yoksa beni mi demek istedin?” diye sordu. İsa ona, “Söylediğin gibidir” karşılığını verdi
Yemek sırasında İsa eline ekmek aldı, şükredip ekmeği böldü ve öğrencilerine verdi. “Alın, yiyin” dedi, “Bu benim bedenimdir.” Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine vererek, “Hepiniz bundan için” dedi. “Çünkü bu benim kanımdır, günahların bağışlanması için birçokları uğruna akıtılan antlaşma kanıdır." (Matta 26:17-28)
Burayı okuduğumuza göre devam edelim. Tüm bu kaos ve dehşetin ortasında havarileri tepkilerine göre 3’lü gruplara ayırıyoruz gelin tek tek inceleyelim:
1- Formun ÜstüSol başta oturan 3’lü (Bartalamay, Küçük Yakup, Andreas)
Bu grup şaşkınlık ve sorgulama içindedir. Ellerini kaldıran kişi Andreas, İsa’yı işaret eden Yakup masadan kalkmış durumda olan ise Bartalamay’dır.
2- Sağ baş: (Matta, Yehuda, Simon)
Matta ve Yehuda, Simon’a dönmüş halde İsa’yı işaret ederek sorularına yanıt aramakta ve durumu tartışmaktadır
3- İsa’nın sağ tarafı (Tomas, Büyük Yakup, Filipus)
İsa’ya dönmüş açıklama beklemektedirler. Parmağını kaldıran Tomas, kollarını açan Yakup, elleri göğsünde olan Filipus’tur. Bu ihanetin nasıl gerçek olabileceğini anlamaya çalışmaktadırlar.
Ve şimdiii eserin en can alıcı kısmına geliyoruz. Yukarıda okuduğumuz ayeti çokça kullanacağız bu kısımda yeni eğer unuttuysanız geriye dönüp bir göz atın derim.
4- İsa’nın sol tarafı (Peter, Yahya, Judas)
(Normalde 12 havari içinde iki adet Yehuda var ama kafanızın karışmaması için ihanet eden Yehuda’ya orijinal adı olan Judas şeklinde sesleneceğiz.)
Bu üç karakter eserin en can alıcı karakterleri konumundadır. Kimliği açığa çıkan Judas (3’lünün ortasındaki) korkmuş ve geri çekilmiş haldedir. Sağ elinde tuttuğu kesede İsa’ya ihaneti karşılığında Romalı askerlerden aldığı gümüş sikkeler vardır. Sol eliyle ise yukarıdaki ayete gönderme olarak İsa’yla aynı tabağa el uzatmaktadır. Ayrıca Judas’ın yüzü karanlık ve başı en alçak seviyededir. Bunlar seyirciye ihanet edenin o olduğunu belli etmek için bilerek eklenmiş detaylardır.
Beyaz saç ve sakalları olan Petrus’dur. İsa’nın çarmıha gelineceği gün Roma bir askerin kulağını kesecektir ve buna gönderme olarak elinde bir bıçak tutmaktadır.
Judas ve İsa’nın arasında ise İsa’nın en genç ve en sevdiği havarisi olan Yahya vardır. Yahya çoğu sanat eserinde yeni ergenliğe girmiş bir oğlan gibi ve uzun kızıl saçlarıyla bir kadını andırır şekilde tasvir edilmiştir. Leonardo da Yahya’nın kimliğini belli etmek adına bu tasvire başvurmuştur. Korkunç açıklamanın etkisiyle kendinden geçen Yahya Petrus’a yaslanmış konumdadır.
Gelin bir de İsa’ya bakalım. İsa resmin ortasındaki figürdür ve havariler arasındaki kaostan izole olmuş hâliyle baş karakter olduğunu belli etmektedir. Eliyle masadaki ekmeği işaret eden İsa yukarıda ayette okuduğumuz efkeristiya ritüelin açıklamaktadır (Yemek sırasında İsa eline ekmek aldı, şükredip ekmeği böldü ve öğrencilerine verdi. “Alın, yiyin” dedi, “Bu benim bedenimdir.” Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine vererek, “Hepiniz bundan için” dedi. “Çünkü bu benim kanımdır, günahların bağışlanması için birçokları uğruna akıtılan antlaşma kanıdır.")
Tablonun arka planı baba – oğul – kutsal ruh üçlemesine, üçlü gruplanmış pencereler ve kirişlerle gönderme yapmaktadır. Leonardo’nun perspektif tekniği sayesinde sanki üzerine yapıldığı duvardan içeri doğru bir oda giriyormuş gibi duran tablo klasik duvar resimlerinden farklı olarak Leonardo tarafında daha canlı renkler elde etmek için farklı bir yöntemle direkt taş üstüne çizilmiştir. Ama başarısızlıkla sonuçlanan bu yöntem hem tablonun renklerinin soluk olmasına hem de daha ilk 50 yılında bile yüzeyinin büyük bir kısmını yitirmesine sebep olmuştur. Resmin ortasına açılan bir kapı sebebiyle İsa’nın ayakları görülmemekle beraber çarmıha gelindiğindeki pozisyonunda olduğu tahmin edilmektedir.
İkinci dünya savaşında manastırın bombalanması dahil pek çok tahribe maruz kalan eser şu anda Santa Maria delle Granie Manastırı’nın duvarında, Milano’da bulunmaktadır.
Ve böylece bir yazının daha sonuna geldik. Umarım beğenmişsinizdir ve umarım faydalı olmuştur. Sonraki yazılarda görüşmek üzere efenim, hoşa kalınız!
Yorumlar